Kategori: YAZ (Page 1 of 2)

Seyifler Kalesi’nin Fatih’i Kim Olacak?

Ferizli’den Gölkent’e doğru akıp giden yol, yüzlerce yıl önce de stratejik bir öneme sahipti. Nitekim akarsu boyunca uzayan bu yol, sınır güvenliği ve kontrolleri açısından yüksek önemi bulunuyordu.

Kaleyle ilgili farklı kaynaklarda birçok bilgi var. Kısaca söylersem Bizans, Sakarya’nın dört bir yanında yaptığı gibi, Karadeniz – Adapazarı yolu üzerindeki köprülerin güvenliğini sağlamak için Çark Deresi ve Sakarya Nehri’nin birbirine yakınlaştığı noktaya da Seyifler Kalesi’ni kurmuştu.

Continue reading

Kafkas Kültür Gecesi

Sakarya dışından gelen çoğu insana sorulan “Hangi Millettensin” sorusu çoğunu şaşırtır…

Nasıl hangi millettensin? Yani, Abhaz mısın, Çerkes misin, Arnavut, Boşnak, Bulgar Muhacırı… Kökenin nedir diye derine gidilince esasında çoğu kişinin iki kuşak öncesine hakim olmadığını, bilgi aktarılmadığını ya da merak etmediğini görebiliyoruz.

Osmanlı Devleti döneminde bu coğrafyada 72 farklı milletten insan yaşıyordu. Dilleri, etnik köken kültür, örf ve adetleri de rahatlıkla yaşanabiliyordu. Bugün Dünya, küresel bir köy haline geldi. Sinema, TV ve diğer tüm organlardan yoğun bir kültürel savaş yürütülüyor ve değerlerini kaybetmek, bu savaşı kaybetmek demek. Türkiye’nin öncesinde de kuruluşunda da ve bugününde de var olan farklı milletlerin cihana karşı verdiği savaş bugün aslında kültürel bir cephede sürüyor.

Bizi biz yapan kendi öz değerlerimiz hızla yozlaşmaya, yozlaştırılmaya devam ediyor. Türkçe’nin durumu, dile hakimiyetimiz, saygımız ortada. Diğer etnik dillerin çoğu kayboldu. Coğrafyamızı zenginleştiren birbirinden güzel ve farklı kültürel değerlerimiz günden güne eriyor. Özendirilen kültürlerin geçmişi yüz yıllık bile değilken asırlara dayanan örf, adet ve geleneklerimize sahip çıkamıyoruz…

Bu noktada sivil toplum kuruluşlarına çok büyük bir sorumluluk düşüyor. Kültürel zenginliklerimizi yaşatmak için çabalayan, etkinlikler düzenleyen, araştırmalar yapan sivil toplum kuruluşları, geçmişin değerlerini geleceğe taşıyan kilit bir öneme sahip.

Şehrimizde de kültürel çalışmalar yürüten etkin STK’lar mevcut. Şehrimiz, birçok millet, dil, kültürün paydaşı olduğu örnek bir coğrafya. Dün, Yunan İşgalini el ele, tüfek tüfeğe verip püskürtmüş ve Adapazarı’nı Adapazarı yapmış olan atalarımızın evlatları bugün yine komşu, akraba ve dost olarak yaşamaya devam ediyor. Her milletin kendine özgü değerleri, Sakarya’yı Sakarya yapıyor, ulus millet bilinciyle de taçlanıyor.

Sakarya’nın en önemli değerlerinden birisi de şüphesiz Kafkas Kültürü. Şehrimizde Kafkas Kültürünün nesilden nesile aktarılmasında kilit bir öneme sahip STK ise, Sakarya Kafkas Kültür Derneği. Kuruluşundan bu yana 50 yıldan fazla süreçte binlerce kişinin yoğun bir emeği söz konusu.

Bir Abhaz olarak (Kucipa) kendi kültürel değer ve geleneklerimizi yaşamaya ve toplumumuzda zenginlik olarak kalması adına naçizane gayret gösteriyorum. Öncelikle sülale ve ailemizden öğrendiklerimiz haricinde kendi kültürümüzün büyükleri başta olmak üzere tüm soydaşlarımız ile birbirimize katkı sunmaya ve bunu toplumsal hale getirmeye çabalıyoruz.

Bu kapsamda son olarak, Sakarya Kafkas Kültür Derneği’nin her yıl geleneksel olarak düzenlendiği Kültür Gecesi, 27 Nisan Cumartesi akşamı gerçekleşti. Bu yıl ben Nartıj ekibinde, kardeşim Serra’nın Nart ekibinde dans gösterisinde bulunduğu gecede, doksana yakın kişiden oluşan büyük bir ekip harikulade bir Kültür Gecesi sundu.

Continue reading

SAKBİS’le Adapazarı’nı Pedallamak

Alternatif ulaşım ile sağlıklı bir geleceğe yatırım yapmak isteyen şehirler, bisikleti çözüm merkezlerine alıyorlar. Bisiklet, şehirlerin egsoz emisyonu, çevre görüntü ve kirliliği, trafik ve tabii ki ekonomik sorunlara direkt ve dolaylı olarak çözüm sağlıyor.

Nufüsu bir milyonu geçen ve her geçen gün göç almaya devam eden şehrimiz için de ulaşım ve sağlık öncelikli konuların başında geliyor.  Şehrin ana arterleri de dahil olmak üzere her gün artan araba trafiğine alternatif toplu taşıma ve diğer ulaşım çeşitliliği kazadırmak şart.

Ülkenin bisiklet kullanımı açısından en elverişli şehirlerinin başında gelen Sakarya, bisiklet kullanım oranıyla da diğer illerden üstün. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Akılı Bisiklet İstasyonlarının en çok yakışacağı şehirlerin başında elbette Sakarya vardı.

Temmuz 2018’de “Adapazarı Akıllı Bisiklet İstasyonlarına Ne Zaman Kavuşacak” diye yazdığım yazımda, fosil yakıt devrinin bittiğini, şehirlerin nefes alması için bisikletli yatırımlara yöneldiğini ve diğer illerde uygulamaya geçen akıllı bisiklet çalışmalarına örnekleri anlatmış, neden şehrimizde olmadığına yönelik hayıflanmıştım.

Akıllı Bisiklet uygulamasının müjdesi Aralık 2018’de verildi. Geçtiğimiz ay montaj ve altyapı çalışmaları başladı ve tamamlandı. 15 adet Akıllı Bisiklet İstasyonunda toplam 100 adet bisiklet hizmete başladı.
Akıllı bisikletler duraklara yanaştı

SAKBİS adıyla hizmete açılan sistemle artık şehrin cazibe merkezlerinin çoğunda bisiklet kiralayabiliyor ve keyifle sürebiliyoruz.

SAKBİS’leri bisiklet istasyonlarından kredi kartınızla ya da basitçe çıkarabileceğiniz abonelik kartınızla kolayca kiralayabiliyorsunuz. Şu an SAKBİS kiralama ücreti bir saati abone kartıyla 2 lira olarak belirlenmiş.

Continue reading

İŞE BİSİKLETLE GİTMEK İÇİN 5 MUHTEŞEM SEBEP

q123
Hem spor yapmak hem tüm ulaşım araçlarından daha hızlı hareket ederek özgürce işe gidip gelmek sizin elinizde. Peki, bunu neden yapacağız, beş maddede birlikte bakalım:

.
.
.
.
.

.
.
.
.

1- EKONOMİK

Her gün işe aracınızla gittiğinizi varsaydığımızda, aylık büyük bir meblağı adeta havaya attığınızı söyleyebilirsiniz. Oysa ki sürekli artan fiyatlarıyla yakıta verdiğiniz para ile neler neler yapardınız…

Hadi aracınız yok. Ya da var ama siz toplu taşıma ile gidip geliyorsunuz, tamam! Her gün en iyimser rakamla 10 lira gibi bir meblağı toplu taşımaya verip, ayda 300 liranızı niye çöpe atıyorsunuz? Oysa orta yollu bir bisiklet bu meblağı iki üç ayda tasarrufa bile geçirecek ve siz bir bisiklet sahibi olacaksınız!

man-riding-bike

2- TRAFİKSİZ YAŞAM

Trafik… Onlarca aracın, birer kişi taşımak için metreler boyunca yollara dizildiği ve maalesef ülkemizde her hareketinde korna çalınan bir keşmekeş ortam! Kurallarına ne kadar uyulduğu tartışmaya açık olan ülkemizdeki trafik sorunu en küçük illerde bile ciddi bir tehlike haline gelmeye başladı. Şahsi otomobilleri bırakın, toplu taşıma araçlarının bile hareket özgürlüğünün kalmadığı trafikte bisikletinize dilediğiniz sokaktan hızlıca hareket edip hedefinize ulaşabiliyorsunuz.

c0b4f8ee53a8c53d7ae6b5dcf418b0d7

3- SAĞLIKLI

Eskiler bir söz söyler; “Hareket berekettir”

Sabah hazırlanıp evden bisikletiyle işine gidenler, birçok defa kanıtlanmış haliyle sağlıklı bir yaşama pedallıyorlar… ;
Günde ortalama 10 kilometrelik bir yolculuk ile günlük egzersiz ihtiyacınızı karşılamış olacaksınız. Aynı zamanda bisiklet sürmek, zayıflamak için de oldukça büyük katkı sağlayacak.
image.imageformat.textsingle.1453751247

İngiltere’de beş yıldır süren kapsamlı bir araştırmanın sonuçları, bisikletle işe gidip gelmenin bu sağlık risklerini ‘yarıya indirdiğine’ işaret ediyor.Araştırmacılar İngiltere ve İskoçya’dan 250 bin çalışanı inceleyerek, daha çok hareketsiz bir şekilde işe gidenlerle karşılaştırdılar.

Çalışma için incelenen bu insanlardan 2.430’u hayatını kaybetti, 3.748’ine kanser teşhisi kondu, 1.110’u da kalp sorunlarıyla karşılaştı.

4- ZAMAN TASARRUFU

5, 10, 15 kilometre ilerideki iş yerinize ulaşmak için servis mi kullanıyorsunuz? Birçok bisikletli daha uzak mesafeleri sabahları pedallıyorken siz ‘aman servisi kaçırdım’ derdi bir kenara, diğer çalışma arkadaşlarınızı da almak için bütün şehri turlayıp duruyorsunuz… En düşük süre ile her gün en az yarım saatinizi servisin gelmesini ve hareket etmesini beklerken geçiriyorsanız müjde! Haftada 4 saatinizi havaya atıyorsunuz… Bu saatleri bisikletinizle verimli hale getirmek tamamen sizin elinizde.

Business man on bike.

5- MUTLULUK

Dünyanın birçok gelişmiş şehrinde insanlar her yere pedallıyor… Bu insanların arabaları yok mu? Var. Bu şehirlerin toplu taşıma araçları yok mu? Hem de en gelişmiş ve modern sistemler ile donatılmış şehirlerde yaşıyorlar. Peki, niye bisikletle sağa sola gidiyorlar, mümkün olan her imkanda bisikletle hareket ediyorlar? Çünkü mutlu oluyorlar arkadaşım mutlu! Sen sabah uyanmaya çalışırken, bisikletle işe gelen arkadaşın çoktan dinçliğini kazandı, gözleri ışık saçıyor, yüzü gülüyor…

8d298f58348ab6ea3aeca9a7a4983904

Hala geç kalmış sayılmazsın. 
Kendine bir iyilik yap;
bir bisiklet al ve işe pedalla! 

 

Demiratla Bin Yıllık Kale Fethine: “Tarihi Harmantepe Kalesi”

Tarih her zaman derinden etkiliyor… Yolları tarih ile örülü şehirlerde, eski binaların tuğlalarını döşeyen elleri düşünüyorum, tarihi olduğu söylenen bir yolda pedal çevirirken, tam buradan geçen nice atlıları, konuşulanları, insanları hayal ediyorum… Neler yaşadıklarını, neler düşündüklerini öyle merak ediyorum ki, daha o an orasıyla ilgili bir şeyleri öğrenip daha iyi anlamak için telefonuma saldırıyorum…

Uzun zamandır merakımı gark eden Harmantepe Kalesi de artık durdurulamaz bir hale gelmişti.  Kaleye uzun yıllar önce bir defa babamla birlikte gelmiştim  ve detaylı gezememiş olmama rağmen büyülenmiştim.

Continue reading

Bir haftada Dünya Turuna Hazır: “Ekipman Bisikletçisi”

Eskiler, bir iç lastiği yaklaşık 50 yerinden yamayıp kullanırken bugün onarılabilecek basit bir patlak yüzünden iç lastik değiştirdiğimiz rahat bir dönemdeyiz. . Satın almak istediğimiz tüm bisiklet donanım ve aksesuarlarına sahip olmak hayal bile edilemezken bugün, oturup çeşitlerini karşılaştırıyoruz.

Çocukluğunda yakmalı yama ile lastik tamir etmiş biri olarak geçmişin zor dönemlerinin son nesliyiz. Amcamın İsviçre’den getirdiği envai çeşit bisikleti ağabeyimle eskitip parçalarken açıkcası o dönemde kıymetini anlamadığımızı söylemek yanlış olmaz.

Küresel bir köy haline gelmiş dünyanın her yerinden tek bir tıkla alış veriş yapılan günümüzde, acaba tüketim çılgınlığı ile bisiklet konusunda da  bir şeyleri abartıyor muyuz?

Continue reading

Mavi ve Yeşilin Şehri Sakarya’da Kamp Yapılacak 10 Harika Yer

Kıymetli ülkemizin birçok şehrine gitmiş görmüş olanların çoğunun ortak kanısı, Sakarya’nın doğal güzelliklerinin bulunmaz olduğudur.

Sakarya Nehri ve birçok deresiyle beslendiği verimli toprakları, Karadeniz’e kıyısı olan sahil şeritleri, dünyanın sayılı, kıymetli su kaynaklarından Sapanca Gölü ve daha bir çok göl ve göletleri, zengin bitki örtüsü ile Sakarya, kamp yapmak isteyenler için ziyadesiyle keyif veren doğal alanlara sahip.

Continue reading

BEYAZ RÜYADA ZORLU VE UNUTULMAZ BİR GÜN “SOĞUCAK YAYLASI BİSİKLET TURU”

Bir kez sınırı aşan için artık sınır diye bir şey yoktur” der Epiktetos… Şimdiye kadar kendi sınırlarını defalarca aşmış olan bu üçlü için ise bu defa işin boyutu bambaşka bir hal aldı. Çünkü bu artık ne sınır, hudut ne de başka bir manada tarifi mümkün halde bir yolculuktu… En başta belirtelim, bu kış şartlarında kesinlikle denemeyin.

İşin, niye bu kar – kış – kıyamette oralara gittiniz sorusu kısmından başlamak daha doğru olacak kanaatindeyim. Bu kadar riske ve zorluğa değer miydi? sorusu da peşi sıra gelsin ki, konuyu rahat açabilelim.

Efendim, biliyorsunuz önceki hafta grup olarak Dibektaş üzerinden Sapanca tepelerine çıkmış, oradan orman patikalarını kullanarak efsane bir turu tamamlamıştık. İşte tam bu noktada, zirveye ulaştığımız yol ayrımı aklımızda “Soğucak Yaylası Yolu” olarak kancayı atacaktı. Önceden de sürülecek rotaların tozlu sayfaları arasında bulunan Soğucak Yaylası turu, Dibektaş etkinliği sonrasında daha da yapılası duruyordu.

Tolga’nın nişanındayız… Cuma Akşamı. İki uzun masa bisikletliler ve aileleri ile dolu. Ben bir Dağ Bisikleti turu muhabbeti açıyorum ve Cumartesi günü Dağ Bisikleti yapmayı düşündüğümü, zorlu parkurları denemek istediğimi belirtiyorum. O arada Serkan’a da laf atıyorum, belki vardır aklında bir yerler diye.

Serkan meğer bir keşif turu yapmayı düşünmüş ve programlanmış! Soğucak Yaylasını zorlayacağımı söyleyince o da Soğucak düşündüğünü söylüyor ve bu şekilde ben de keşif turuna dahil oluyorum.

IMG_7865-01

Akşam eve erken dönerek hazırlıklarımı yapmaya başladım. Hiçbir şey araştırmadan gitmek istiyordum. Varıp varmayacağımız dahi belli değildi. Ne yüksekliğe baktım ne de başka bir şeye… 1,300 metreye tırmanacağımız lafı geçmişti ve bu benim için aşılabilir bir yükseltiydi. Serkan’ın “Sabah 9’da bisiklet evinden hareket ediyoruz” mesajı ile programımı yaptım.
.
.
.
.
.
Continue reading

AKGÖL’Ü, SAKARYA NEHRİ, YEŞİLİYLE KUZEYİN KIYMETLİSİ: “GÖLKENT”

Bir yerleşim düşünün…

Boylu boyunca Sakarya Nehri ile sarmalanmış, kuzeyinde ise bölgenin en verimli, canlı ve el değmemiş büyük Akgöl’ü, eskilerin  deyişiyle “adam eksen adam biter” cinsinden verimli topraklarında her türden ürünün yetişebildiği, çeşitli milletlerin yüz yıllardır birlikte yaşadığı bir yerleşim…

Çiftçilik ve hayvancılık ana geçim kaynağı iken çeşitli sanayi girişimlerinin de bulunduğu kuzeydeki bu şirin mahalle Gölkent, geçmişte belde iken köyden kente göç ve yeni yasal düzenlemeler ile belediyeden mahalleye dönüşen hikayeye sahip. Bölgedeki birçok köy ve mahallenin öncüsü ve önemli girişimleri ile örnek bir belediye iken şu an Ferizli ilçesine bağlı bir mahalle durumunda…

FB_IMG_1512594808890

Koyunağılı ve Ahmet Çavuş mahallelerin birleşmesiyle oluşmuş, eski adı Koyunağılı olan Gölkent’te 2012’deki nüfus sayımına göre nüfus 1, 600 civarında… Şu da çok açık ki geçmişten günümüze Gölkent, Türkiye’de farklı milletlerin bir arada yaşayabilmesinin minvali niteliğinde… Köyün kurucularından Abhazlar ile yerleşik Manavları, Bulgaristan’dan göç ile yerleşmiş Bulgar ve muhacır Türkleri, Karadenizlileri, Hemşin, Pomakları ile Sakarya’nın birleşmiş yaşamının açık örneği.

Eşsiz gölünün etrafında uzun zamandır turistik faaliyetlere kazandırmak için girişimler olan Gölkent’te önce Büyük Akgöl kenarına aile çay bahçesi yapılmıştı. Bugünlerde ise yine turistik alan kazanımları için girişimler sürdürülüyor… Bizler de demir atlarıyla Sakarya’nın hemen her bölgesine pedallamış bisikletliler olarak bir hafta sonu yukarıda bilgilerini verdiğimiz Gölkent’e uğramak, meşhur balıklardan yemek ve bir çay içmek istedik.
.
.
.
.
.
Continue reading

Sülüklü Göl Kamplı Bisiklet Turu

Doğanın sunduğu manzara,insan kalbinin içinde yatar. Görmek için önce onu hissetmek gerek” diyor, Rousseau…

Gece 11 civarı uyduruk kamp ışığımla okumaya çabaladığım İçimizde Gezinen Sessizlik kitabı, Sülüklü göl yolculuğumun da felsefesini kurgulayacaktı.

Bu yolculukta, hem kendimce öykünecek hem de Sülüklü göl’e pedallayıp kamp yapmak isteyen pedaldaşlara minik detaylar armağan edeceğim.

Continue reading
« Older posts

© 2020 Velespitopya

Theme by Anders NorenUp ↑