Gençliğimiz dünyanın öyle bir dönemine denk geldi ki, şimdi evin önüne göktaşı düşse olağan karşılayacağız.


Bu kıymetli mecrada aslında “merhaba” başlığıyla bir yazı ile başlamayı düşünüyordum. Uzaktan selamları sevmeyen, karşılaştığı eşi, dostu, arkadaşıyla sarılan, sıkı sıkı tokalaşan biri olarak uzaktan bir merhabayı söylemek istemedim. Bu kötü günler bir dinsin, o zaman hep birlikte yeni bir dünyaya merhaba der, güzel günlere sıkıca sarılırız.

Ne diyordum, öyle bir dönemine denk geldik ki dünyanın, eskilerin aslında biraz da övündüğü çileli günler bunların yanında çerez kalıyor. Dijital devrim, sosyal patlamalar, darbe girişimi, terör, savaşlar, göçler, deprem, doğal afetler, nice acılar ve artık bu kadarı da olmaz dediğimiz onlarca konuya bizzat şahit olduk.

Dünyada olan bitenler karşısında Kamusal İlişkiler (PR) ve İletişim üzerine aldığım akademik eğitimlerde gördüğüm birçok teori, kavram ve tezi bizzat yaşayabiliyor, bunların yerine yenilerinin geldiğini direkt gözlemleyebiliyorum. Misal, gün geçtikçe kontrolden çıkan bir dünyada en mühim konu, doğru bilgi ve doğru habere ulaşmak oldu. Dünyadaki insanların doğru bilgi ve haber alma özgürlüğüne ket vuruldukça dijital mecralarında yığılmalar meydana geldi. Bunun da sonucunda dezenformasyon aldı başını yürüdü. Yerelde ise her geçen gün birbiri ardına kapanan gazeteleri görüyoruz…

Continue reading