Aylar: Haziran 2019

Sapanca ve Bisiklet Yolları

2016 yılında Bisiklet Evimizde misafir ettiğimiz, Çin’den yola çıkıp İspanya’ya pedal çeviren, aylardır yolda olan İspanyol çift, Sakarya’da gezip görülecek yerleri merak etmişlerdi. Sapanca’ya yönlendirdik.

Dönüşte gölün güzelliğini anlata anlata bitirememişlerdi. Böylesine temiz bir suyun etrafında büyük yolların olmasının çok acı olduğunu söylemişlerdi. Bisiklet yolunun çok az olduğunu, tüm göl etrafının bisiklet ve yürüyüş yollarıyla donatılmasının harikulade olabileceğini konuşmuştuk. Her zaman kendi aramızda dile getirdiğimiz konuları bir yabancıdan duymak da aklın yolu bir dedirtmişti.

Sapanca, Sakarya’nın turizm, kültür ve sosyal yaşam açısından en belirgin yüzlerinden biri. Her ne kadar son zamanlarda Arap akınına uğrasa da hala Marmara bölgesindeki çevre illerden birçok yerli yabancı turisti ağırlamaya devam ediyor. Sapanca Gölü ve çevresine yılda sayısız insan akın ediyor. Çay içiyor, yemek yiyor, yürüyüş yapıyor ve bisiklet kullanıyor.

Sapanca gibi kıymetli bir bölge, bisikletli yaşamda da çok aktif rol alıyor. İstanbul, Kocaeli, Düzce ve diğer çevre illerden bisikletliler buraya pedal çeviriyor, kamp yapıyor, keşfediyor. Biz de çoğu kez bu bölgede kalabalık bisiklet etkinlikleri düzenledik.

Sakarya’nın trafikten arınmış, göl kıyısında rahat rahat bisiklet kullanılan alanlarından biri de Sapanca Gölü kıyısında. Göl kıyısındaki Uzunkum Yürüyüş ve Bisiklet Yolu alanında özellikle hafta sonu yoğun bir bisiklet kullanımı söz konusu.

 

Gönül ister ki, Sapanca ile Adapazarı birbirine bisiklet yollarıyla bağlansın. Projeler gerçekleşsin. Küçük de olsa son dönemde bir bisiklet yolu projesi daha eklendi göl kıyısına. Uzunkum çıkışı, Sakarya Caddesi’nden Anadolu Otoyolu’na bağlanan ve Arifiye Gölpark’a ulaşan alandaki boşluğa yeni bir yürüyüş ve bisiklet yolu inşa edildi.

Bugün, Sakarya’nın merkez ilçelerindeki bisiklet yollarının imalatı ve sonrasındaki süreçlere Bisiklet Dernekleri dahil ediliyor. Sapanca için böyle bir durum söz konusu olduğunu sanmıyorum. Sebebi açık, yol bittikten sonra hemen her bisikletli, yolun durumundan şikayetçi. Açıkçası yol yapılırken çok umutlandık. Fakat bugün gelen yorumlar hiç iç açıcı değil. Tam gölün kıyısındaki yol yapılırken şehirdeki her hangi bir bisiklet topluluğu ile irtibat kurularak fikir, düşünce ve yorum alındığını duymadık.

Teknik olarak parke taşları ile yapılmış olması dağ bisikletiyle giderken bile bisikletin kontrolünü zorlaştırıyor. Hatta bisikletliler esprili bir dil ile ‘böbrek taşı dökmeye bire bir’ diye yorumlarda bulunuyorlar. Giriş çıkış güzergahlarındaki eğim ve kavislerine yapılan parklanmalar, o bölgedeki seyyar dükkanların işgaliyeleri de cabası. Dedik ki, yorumları ve düşünceleri toparlayalım. Birçok eksiğini gördük fotoğrafladık ama insanlara da soralım.

Bisikletliler Derneği Sakarya Şubesi sayfamızda bir anket başlattık. Yolun standartlara uygun olup olmadığını insanlara sorduk ve yorumlarını dinlemek istedik. Kişiler önceden de birçok paylaşımda düşüncelerini paylaşmışlardı. Çok acımazsızca eleştirilerin yanında yapıcı birçok yorum da yapıldı. 4 günlük sürede 1.064 kişiye erişen ankete katılan 120 bisikletli, bu yolu yüzde 22 standartlara ve sürüşe uygun bulurken, geriye kalan yüzde 78’lik dilime oy verenler standart dışı ve sürüşe uygun bulmadı…

 

Katlanır bisikleti olup sürüşte sorun yaşayan, başka bisiklet modelleri olup bu yolda gittiği için bisikleti arızalananlardan olduğu gibi yol bisikleti olanların kesinlikle sürüş yapamadığını belirten yorumlar mevcut. İşin en kötü kısmı, bisiklet yolunda süremeyen bisikletliler, ana caddede sürdüklerinde ve bir kazaya karıştıklarında yasal olarak hakları olmamaları… Bu açıdan bakınca daha büyük bir problem söz konusu.

Şimdi, bu kadar masraf edildi. Yolu düzeltmek, sürülebilir bir hale getirmek, baştan yapmak kadar maliyet ve iş gücü istiyor. Bu bisiklet yolunu yapanların, bir defa bisikletlerini alıp bu yolda sürmelerini rica ediyorum…

Bu yolun haricinde Uzunkum’daki eski bisiklet yolunda boyama çalışması yapılmış, emek verenlerin ellerine sağlık. Fakat bu yolda ciddi bir drenaj sorunu var. En ufak bir yağmurda bisiklet yollarında su göletleri oluşuyor. Yanı başında göl olan bir yolda, drenaj sorunu yaşanan bir bisiklet yolu. Daha fazla yorum yapmaya gerek yok sanıyorum.

 

Park Sorunu

Sapanca’daki bisiklet yollarında en çok yaşanan sorunların biri de bisiklet yolundaki motorlu araç parklanmaları. Her nasıl ki, araçların girişinin yasak olduğu yerde bisikletliler sürüş yapamıyorsa ve buna direkt yaptırım olabiliyorsa bisiklet yollarına park etmiş araçlara da gerekli yaptırımın uygulanması gerekiyor.

Bisikletli turizm ve yaşamda Türkiye’de başkent olabilecek, ciddi turizm geliri elde edebilecek niteliklere sahip böylesine kıymetli bir bölgenin, mevcut ve yeni bisiklet yatırımlarını önemle değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Haftanın sözü:

“Hayat, on vitesli bir bisiklet gibi. Çoğumuzun hiç kullanmadığı vitesleri var.”

Charles M. Schulz

 

Continue reading

98 Yıl Önce Bugün, Adapazarı’nın Kurtuluşu…

Tarih, 21 Mart 1921, Berat Kandili. Geyve Boğazı’ndan geçemeyen düşman, İzmit üzerinden Adapazarı’na ulaştı. Müslüman Türkler, Kandil dolayısıyla Orhan Cami’nde Berat Kandili’ni idrak ediyor.

Yunan Kuvvetleri’nin komutanı Yüzbaşı Lambidis’in emrindeki palikaryalarına verdiği emir ise şuydu; “Kimse camide yan yana durarak namaz kılmayacak. Kılanlar olursa namaz çıkışı yakalanıp yanıma getirilecek. Siz de dışarıda çalgı çalıp sirtaki oynayın, onları rahatsız edin.”

Bu ve benzeri nice emir uygulandı. İşgal devam ettiği süre boyunca Adapazarı Camilerinde ezan okunamadı.

O hususa gelmeden bazı noktalara dikkat çekmek istiyorum. Adapazarı’nın kurtuluşuyla ilgili birçok yazılı belge ve tarih notları var. Bölgede yaşanan zulmün hasarı büyük. Akademik çalışmalar da mevcut. Hatta Adapazarı dışından, Adapazarı’nı işgali için destek veren diğer bölgelerdeki örgütlenmeler, felaketin boyutunu açıkça gösteriyor. Bu tarihi belgelerde ulaşabildiklerimin çoğunu uzun zaman önce okudum ve dün tekrar gözden geçirdim, insan tarifsiz duygulara gark oluyor.

Osmanlı Devleti döneminde din, yaşam, ticaret ve sosyal hayatına hiçbir müdahalede bulunulmamış, hatta destek verilmiş Ermeni ve Rumlar, dünya dengelerinin değiştiği, Osmanlı’nın yok olduğu günlerde kapıldıkları hayaller ile Adapazarı’na büyük acılar yaşattılar. Yunan güçlerinin desteğiyle, başka bölgelerden gelen çeteler gasp, yağmalama, öldürme, ırza geçme gibi anlatılamayacak hareketlerde bulundular. Sayısız köy ve mahalle basıldı, gasp edildi… Sokakta kurşuna dizilen şehrin önde gelenleri, iş yapması için esir alınan devrin meslek erbapları ve daha birçok acıyla Yunan mezalimi başlamıştı.

Continue reading

Camiye Bisikletle Gitmek

Öğle vakitlerine yakın Söğütlü merkezdeki kahvehanelerde bir çay için, namaz vakti yaklaşınca çevreden bisikletliler birer birer geçmeye başlar. Ezan sesiyle birlikte genelde orta yaş üzeri amcalar, bisikletle caminin yolunu tutarlar. Söğütlü ana caddelerinin yolculuk yapın kesin birini pedallarken görürsünüz. Söğütlü’de bisikletsiz ev yoktur. İnsanlar ulaşımlarını sıklıkla bisikletle yapar.

Adapazarı Donatım Caminin etrafı, onlarca bisikletle doludur. Çarşıya, pazara, berbere, camiye giden çevredeki bisikletliler, namaz vakitleri gelince pedalları Donatım Camiye çevirir. Adapazarı Yeni Cami, Karaosman Cami, Orhan Cami etrafında günde beş vakit bisikletlileri görebilirsiniz.

Görüntünün olası içeriği: bisiklet, gökyüzü ve açık hava

Eski Ankara yolu üzerindeki mahallelerde de durum farklı değil. Budaklar, Çökekler’de de birçok kişi camiye bisikletiyle gidiyor. Kargalıhanbaba’daki kahvehanelerin önü, yollar, cami önleri bisiklet ile dolu. Hatta birkaç ay önce geçtiğimde park yerlerinden dolup taşmış bisikletler dikkatimi de çekmişti. Yollarda pedal çeviren birçok amcanın fotoğrafını da çektim.
Continue reading

Şehrin Gizli Kahramanları

Her şehrin kuruluş, kurtuluş hikayeleri vardır. Nice yiğit,  savaşlarda cevvalce çarpışıp yaşam alanını kurar, kurtarır. Nesillere emanet eder.

Bugünün milyonluk modern şehirleri, geçmişte topla tüfekle kanla kavgayla kurulan şehirler, artık kendisiyle savaşıyor.

İnsanlar neden şehirlerde yaşıyorsa, işte tüm sorunlar da bu sebebin sonucunu beraberinde getiriyor. Sağlık, ulaşım, eğitim, barınma… Nüfus arttıkça çığ gibi büyüyen problemler silsilesi…

Öyle ya, yaşadığımız şehirler, yaşanmaz duruma geldikten sonra burada bulunmanın ne anlamı kaldı?

İşte bugünün savaşı, yaşanabilir şehirleri kurabilmek ile eş anlama geliyor. Havasını soluyamadığınız, gölünde yüzemediğiniz, şelalesinde serinleyemediğiniz, caddesinde yürüyemediğiniz, huzurlu bir şehirde insanların birbiri ile kavgasını dindiremediğiniz şehirde, kim neden yaşamak zorunda kalır. Yaşasa da buna yaşamak mı denir?

Birileri, gizli kahramanlar, bu yükleri omuzlar. Eğitim iyi olsun, bilinçli, örnek nesiller yetişsin diye uğraşır.
İnsanlar rahat rahat işine, okuluna gitsin diye ulaşımdaki sorunlara günübirlik değil ömürlük çözümler getirir.
İnsan eksen adam yetişecek topraklarını betona gömmez,
Bir tek ağacı kesmek bir yana, kıyamet günü dahi olsa ağaç dikmek için mücadele eder, sokakları yeşille doldurur,
Binalar değil, parklar bahçeler, nefes alacak alanlar yapar,
Tokun görmemişliği aç ve yoksul insanları meydana getirmez,
Sokakta hayvanlar can çekişmez,
Şehirde yenecek ürünleri üretecek çiftçi, şevkle eker, zarar etmez, çünkü şehri şehir yapan o’dur, bilir bunu gizli kahramanlar…
Tarımla büyüyecek köyleri, geri dönülmez zararlar verecek sanayilere armağan etmez,
Ramazanda, bayramda bile her gün bir cinayet haberi olağanlaşmaz,
Magandalar değil beyefendiler saygı görür,
Tertemiz sokaklar, yayalaşmış, bisiklet yollarıyla donatılmış şehirler ve anlayışlı insanları,
Kültürle harmanlanmış, tiyatro, şiir, öyküler ile anlatılan, parmak ile gösterilen,
Bilimle uğraşan, geliştiren, bilimin medeniyetin peşinde olan bir şehri kurar gizli kahramanlar.

Delikanlılarla ihtiyarlarla kurduğu çetesiyle işgal edilmiş şehri düşmandan alıp, 21 Haziran sabahı Orhan Cami’de sabah ezanını okuyan Halit Molla işte o an esasında kahraman değildir. O’nu kahraman yapan, Uzunçarşı’dan istediğin kadar dükkanı al dediklerinde, benim bağım bahçem var, ihtiyacı olana verin dediği andır.

Bugün, almadan, istemeden verebilen, liyakatla iş başı yapmış, adaletle iş yapan, işinin hakkını veren kim varsa bugün bu şehrin gizli kahramanıdır.

Hangi Bisikleti Almalıyım?

Sıcak havaların gelmesiyle birlikte bisikletli yaşam da olabildiğince arttı. Şehrin sokaklarında vızır vızır bisikletliler görebiliyorsunuz.

Hal böyle olunca bisikleti olanlar üst modellere ya da yeni bir bisiklete ihtiyaç duyabilirken hiç bisikleti olmayanlar yeni bir bisiklet edinip kazanımlarına kavuşmak istiyorlar. Önceki yıllarda bisiklet modelleri ve yapılarını anlattığımız Bisiklet Atölyelerini kalabalık gruplar halinde düzenlemiştik. Talep hala çok fazla. Bisiklet seçimiyle ilgili hem yakın çevremden hem de bisiklet gruplarından o kadar çok soru geliyor ki artık derleyip anlatmak şart oldu.

Vücut sağlığı ve sürüş konforu için doğru bisiklet ve kadro boyu en önemli faktör.  Kişiye uygun olmayan bir kadro boyu olan bisiklet ile pedal çevirmek gerçekten keyfi bitirir. Çok fazla bisiklet çeşidi de var. O yüzden önce kendimize sormamız gereken sorular ile ihtiyacımızı ortaya çıkarmamız gerekiyor.

Öncelikle bütçe. Ne kadar bütçe ayırabiliyoruz? Her bütçeye uygun modelde ve markada bisikletler mevcut. Ayırabileceğimiz bütçeyi belirledikten sonra “bisikletle ne yapacağım” sorusunu cevaplandırmamız gerekiyor. Çok fazla teknik detayına girmeden tercihleri de şöyle anlatalım.

Continue reading

Kurumsal Sosyal Medya Etiği

İletişim çağındayız. Bilgiye ulaşma hızı bir dokunuş kadar kolay. Birçoğumuz akıllı teknolojik ürünler ile yaşamımızın başka bir noktaya ulaştığının farkındayız.

Sosyal Medya da bu iletişim devrimin en önemli parçası. Sosyal Medya kavramıyla birlikte insanlar, hemen her gün, her saat düşüncelerini paylaşıyorlar. Artık kimin nerede ne yaptığı, hangi düşünce ve davranışı geliştirdiğini çok rahat takip edebiliyor, öğrenebiliyoruz. Tüm bu bilgi erişimi rahatlığının ve paylaşımın doğru ya da yanlış olup olmadığı, kişisel yaşamlarında şahsi kanaatlerine kalıyor. Peki, paylaştığımız bilgi ve düşünceler, bağlı bulunduğumuz kurumları ilgilendiriyorsa bu noktada nasıl bir durum söz konusu olacak?

Kişiler, çalıştıkları işyerlerine karşı sorumluluk sahibidir. Bu sorumluluk sadece işyerinde bulunulduğu sınırlar içerisinde değil, yaşamın her noktasında geçerli. Birey, toplum nezdinde çalıştığı kurumu da temsil eder. Bu sebeple sosyal medya ve diğer interaktif dijital ortamlarda yapılacak paylaşımların sonucu kurumu da direkt ya da dolaylı olarak etkilemektedir.
Continue reading

Aklını Kullan Kaskını Tak!

Havaların ısınmasıyla birlikte bisikletli yaşamda da hareket oldukça arttı. Şehrin her noktasında her yaştan birey, bisikletiyle okula, işe, camiye, berbere, pazara pedal çeviriyor. Her pedalda şehrimizin havasını koruyorlar, ekonomik olarak hem kente hem de kendilerine katkı sağladıkları gibi sağlık açısından da hareketli bir yaşama kavuşuyorlar. Esasında bu hafta ‘hangi bisikleti almalıyım’ sorusuna cevap veren bir yazı yazacaktım fakat gelişmeleri belirtmeden geçemedim.

Her yanda bisikletli görüyoruz ama kaçında kask var? Kask, hem bisiklet hem de motosiklet kullanıcıları için hayati önem taşıyor. Bisiklet için hangi hızda olursa olsun düşme anında gelişen fiziki refleksler başı korumaya yetmiyor. Trafik bu ve insan faktörü olunca hatalar elbette oluyor. Kaza da trafikteki tüm bireyleri kapsıyor. Bisikletin de kanuni olarak diğer araçlarla aynı sorumlulukta hareket etmeleri gerekiyor. Hal böyleyken trafiğin içinde olan ve her daim kaza riski de bulunan bisikletlilerin kask kullanmaması büyük risk teşkil ediyor.

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, dağ, açık hava ve doğa

Kask kullanımı ilk etapta kullanıcılara zor gelse de artık o kadar konforlu kasklar var ki, başınızda olup olmadığını bile hissetmiyorsunuz. Sadece bisiklet kontrolünü kaybedince düşmek, çarpışmak kask kullanmayı gerektirmiyor. Bisikletin kontrolünü kaybettiren birçok faktör var ve bunlara karşı güvenlik ekipmanı bulundurmak olası bir kaza anında riskleri en aza indiriyor.

Continue reading

Bisiklet Eğitiminde Yeni Dönem: Denge Bisikleti

Çocuklarının güvenli bir geleceğe sahip olması için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan anne ve babalar, onları farklı eğitim programlarında hayata hazırlıyorlar. Sosyal yaşama entegre olmak, karakterlerini geliştirmek ve yeteneklerini keşfetmeleri için çocuklar birçok spor dalında da eğitim alabiliyorlar.

Yaşamın dengesi çocuk yaşta bisikletle öğrenilir
Hemen hepimizin çocukluğunda bisiklet ile bir geçmişi var. Bisiklet sürmeyi öğrenmek için verilen çaba, esasında hayatta karşılaştığımız her yeni başlangıca çok benziyor. İşte tam bu noktada, bisikletin ve doğru bisiklet eğitiminin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Biz bisiklette dengemizi kurmak için defalarca düştük – kalktık. Dönemimizde çok fazla çocuk bisikleti seçeneği olmadığı için ya büyük bisikletlerle ya da denge tekeri desteğiyle öğrenmeye çalıştık. Fakat bu yöntemin birçok eksiği de beraberinde getirdiğini birlikte gördük. Bugün çocuklar, uzun zamandır Avrupa’nın birçok gelişmiş ülkesinde eğitimi verilen Denge Bisikletleriyle Türkiye’de de eğitim alma şansına sahipler.

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Neden Denge Bisikleti?
Bisiklet, sadece bir spor dalı değil, ulaşımdan sağlığa, ekonomiden turizme kadar toplumun en büyük çözüm ortağı. Bisikletli yaşamı çocuk yaşta kavrayıp bisikletli yaşama dahil olmak çok daha önemli. Bisiklet, bireysel bir spor olsa da bir o kadar da ekip çalışması. Bisiklet kullanmayı, denge sağlamayı ve diğer davranışları günlerce kendi başına öğrenmeye çalışan bir çocuk, bu öğrenme sürecinde birçok riskle birlikte bisikleti aslında tam öğrenmiyor. Denge bisikletiyle önce bisikletin mantığını ve kişiyle olan bağını kavrayabiliyor.

 

<!–more Devamını okumak için tıklayınız–>

Tam bu noktada ülkemizde artık denge bisikleti eğitimleri de büyük önem kazanmaya başladı. Türkiye’de Denge bisikleti eğitiminin öncü çalışmalarından biri de Bike and Kids.
İstanbul’da merkezi bulunan oluşum, 4 ay önce Sakarya’da da bir şube açtı. Yıllardır birlikte pedal çevirdiğimiz dostlarımızla 4 aydır özel bir okulda denge bisikleti eğitimi veriyoruz. Bisiklet öncesi ısınma ve denge oyunları yanı sıra ekip çalışmalarıyla çocuklar alternatif çalışmalarla eğitiliyor.

Eğitmenlerimizin içinde çocuk gelişim uzmanı, ulusal ve uluslar arası birçok bisiklet yarışına katılmış bisikletçiler, uzun tur bisikletçileri, çocuklarla birebir ilgileniyor. Özel eğitim programı ile çocuklar henüz 3-5 yaşlarında doğru bir şekilde bisikleti yerden kaldırıp bisiklete binmekten, park etmeye, iki teker dengede gidebilmekten frenlemeye, viraj almaktan gece sürüşüne, ısınma kültüründen koruma, ekipman kullanma kültürüne, trafik eğitiminden, rampalardan ve engellerden geçmeye kadar birçok kabiliyeti kademeli bir şekilde öğreniyorlar.

Denge bisiklet eğitimi çocuğa sabırlı olmayı, düzgün beslenmeyi, güçlenmeyi, arkadaşlığı, centilmenliği, düzenli spor yapmayı, grupla birlikte hareket edebilmeyi, cesareti ve en önemlisi düştüğü zaman kendi başına ayağa kalkabilmeyi öğretiyor. Üstelik gezmek, yeni yerler keşfetmek, arkadaşlarla eğlenmek ve teknolojiye olan bağımlılığı kırmak da cabası.

Bugüne kadar yüzlerce çocuğa eğitim veren Bike and Kids, belirli aralıklarla düzenlediği yarışlarla da çocuklarda mücadele ruhunu güçlendiriyor, öğrendiklerini yarışlarda uygulama fırsatını sunuyor.

İstanbul’da yoğun katılım gösterilen eğitimlerde Sakarya’da da talep zaman içerisinde artmakta.

Denge Bisikleti eğitimlerini Sakarya’da anlatmaya ve davetlere de katılmaya devam ediyoruz.  Dün Ayçiçeği Bisiklet Vadisi’nde önemli bir etkinlikte Denge Bisikletini bir kez daha anlattık. Sakarya Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve SATSO’nun ortaklaşa düzenlediği İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası etkinliğinde 6 okuldan 100 çocuğu denge bisikletiyle tanıştırdık. Güvenli bisiklet kullanımı ve bisiklet ekipmanlarıyla sürüş hakkında farkındalık oluşturmaya çalıştık. İlk defa bisiklet süren çocuklar bile doyasıya eğlendi, güvenle bisiklet sürdüler.

Denge bisikleti eğitimlerinde yukarıda bahsettiğim tüm kazanımları çocuklarınıza aktarmak için Sakarya’da önce deneme derslerine katılarak eğitim almaya karar verebilirsiniz. Yazıp anlatmaya çalıştığım Denge Bisikleti eğitimini daha fazla incelemek isterseniz Bike and Kids İnstagram ve Web sayfasından detaylı bilgi edinebilirsiniz.

Haftanın Sözü:
Hayat bisiklet sürmek gibidir, dengenizi korumak için sürmeye devam etmelisiniz.
Albert Einstein

© 2020 Velespitopya

Theme by Anders NorenUp ↑