Aylar: Mart 2019

“Sürdürülebilir Yaşam ve Kentler için Ulaşım Amaçlı Entegre Bisiklet Yolu”

Görüp izleyebileceğiniz tüm başarılar, süreklilikten gelir. Kısaca, bir konuda başarılı olmak istiyorsanız, bir defa yapıp bırakmak değil, öncesi, anı ve sonrasında da sürekli kılmanız gerekir. Halkla İlişkilerin temellerinden olan Reaktif (olaylar gerçekleştikten sonra) ve proaktif (olaylar gerçekleşmeden önce) yaptığınız tüm çalışmalar sizi sadece başarı için bir noktaya taşır.
Yaşamımızda hepimiz belirli konularda başarılara ya da başarısızlıklara uğradık. Kentler de insanlar gibidir ya, şehrimiz de birçok farklı konuda başarı, başarısızlık hikayelerine sahip. Ne olursa olsun, dünya geçici ve bir emanet bırakacağız. Nasıl yaşamalıyız sorusuna cevap aslında açık: hepimiz şunu biliyor ve söylüyoruz, her şeyin başı sağlık. Kentlerde de sağlıklı, kaliteli yaşam için başarılı bir geleceğin mümkün olması için “Sürdürülebilir Yaşam” projeleri üretiliyor. Projeler elbette belirli politikalar dahilinde yerel yönetimler tarafından uygulanıyor.
Continue reading

Ada Treni’ne Bisiklet Entegrasyonu

7 yıllık hasret sona erdi, Ada Treni uzun yıllar sonra tekrar seferlerine başladı. Uzun zamandır yapılmadık ne imza kampanyası ne eylem ne de söylem kalmıştı. Birçok sebep sunularak çalışmayan Adapazarı’nın simgesi trenimiz, raylarda tekrar ilerliyor…

16 Mart Cumartesi günü, sevdiğini istasyonda bekleyen sevdalılar gibi Sakaryalılar, trenin gelişini Adapazarı Tren Garı’nda beklediler. Uğruna şiirler, şarkılar yazılan, birçok öykü ve romanda yazarların kaleminden dökülen Ada Treni raylarda istasyona yaklaştıkça, şehrin simgesi yeniden mutlu etti, yüzler güldü.

Bölge esnafıyla biraz Ada Treni üzerine konuşunca, asıl mutlu olanların onlar olduğunu daha da anladım. Hepsi heyecanlı ve daha da umutlu. Çünkü Ada Treni ile Sakarya’ya güzergahı boyunca gezip görmeye gelen binlerce insan vardı. Nihayetinde bizim bile lisede dersten kaçıp İstanbul’un semtlerinde volta atmamızın ilk adımıydı Ada Treni… Ne kadar metihler dizip sevinsek az. Tekrar çalışmasına yönelik emek veren kim varsa hepsine borçluyuz.

Adapazarı’nın simgesi trenimize artık bir sorumluluk daha düşüyor. Bisiklet taşımacılığı. Esasında bu hafta baharın gelmesiyle başlayan akşam turlarımızı anlatacaktım fakat Ada Treni, daha baskın geldi. Ayrıca hem örnekleri hem de birlikte sürdüğümüz birçok pedaldaşımızın da ortak kanısı, trende bisiklet taşımacılığının da önünün açılması.

Trende şu an sadece katlanabilir bisikletlerinizi katlayıp taşıyabiliyorsunuz.

 

Peki Ada Treni’ne neden bisiklet entegrasyonu yapılmalı?

 

Öncelikle hemen her hafta sonu hem Sakarya’dan İstanbul’a, hem de ters istikamette birçok bisikletli şu an bisikletlerini otobüsler aracılığıyla taşıyorlar. Uzun yıllardır İstanbul’a giderken ben de bisikletimi götürüyorum. İstanbul trafiğinde ne araba ne toplu taşıma kar etmiyor. Bisikletle her işimi çok kolay halledebiliyorum. İstanbul istikametinden ise Sakarya’ya doğa ve kültür gezileri için gelen bisikletliler var.

Continue reading

18 – 19 – 20 Mart 2016 Çanakkale Bisiklet Turu

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.
Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.
Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak
Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor.
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

***

İZÂ!

Akla izana yetmeyen bir destanın topraklarına, ceddimizin kanıyla, mücadelesiyle kazanılmış zaferin tarihine tanık olmak istedik biz!

Biz, ne yapılırsa yapılsın, kıyamete kadar yaşayan benliklerini ruhumuza kazıdığımız atamızın şahadete ermek için gözünü kırpmadan cepheye koştuğu günü hatırlayacak, hatıraların yaşadığımız müddetçe yaşatacağız evelallah! diyerek hissetmek istedik.

Biz, destanlardan, tarihe sığmayan efsanelerin kökeninden gelmiş, cihana binlerce yıl hükmetmiş ceddin torunlarıyız!

***

YOL

Şubat ayı içerisinde Çanakkale’ye giderek bu yüksek ruhu yaşamak isteği akşam turlarında, uzun Pazar turlarında laf lafı açtıkça konuşuluyordu… Akşamları çay kahve sohbetlerinde nasıl yaparız, nasıl ederiz soruları zamanla kendisine cevaplar buldu. Esasında hepimiz 18 Mart günü Çanakkale’de olmak istemiştik. Cuma gününe denk geliyordu ve hepimiz çalışıyorduk. Hafta sonu için programlar yapıldı ve 18 Mart akşamı Serdal, Ünal, Ebazer, Tolga, Kadir ve Mert altı arkadaş yola koyulduk… Aynı zamanda Mustafa’da bizimle birlikteydi ve dönüşümlü olarak aracı kullanacaktık.

Continue reading

Adapazarı ve Serdivan’da Araba Trafiği Ne zaman Yasaklanacak?

Zor bir soru. Kişi ilk okuduğunda öyle şey mi olur diyor ama dünya, şehir merkezlerini fosil yakıtlı araçlara kapatmaya devam ediyor. Artan nüfus ve beraberindeki sağlık sorunlarıyla trafik, CO2 emisyonu, gürültü ve parklanmayla ilgili ciddi problemleri de yanında getirdi.

Yayalara daha fazla alan ve yeşil bölgeler oluşturmak adına dünyanın en önemli 13 kenti 2005’ten bugüne kadar aldıkları kararlar ile arabaları şehirlerinden çıkardılar.

En güncel çalışmanın başında ise Norveç’in Oslo şehri geliyor. Norveç, bu yıl şehir merkezini otomobil trafiğine tamamen kapatacak ve yaya yürüyüş yollarına çevirecek. Şehir içindeki yolları bisikletlere ayırırken 60 kilometre bisiklet yolu inşa ediliyor. Araç park alanlarını büyük botanik bahçelerine çeviriyorlar. Şehre yakın bölgelerde büyük park bölgeleri inşa ediliyor. Şehre sadece o mahallede oturanların otomobilleri girebilecek ve ancak toplum taşıma ya da bisiklet ile Oslo’ya giriş yapabileceksiniz.

İspanya’nın Başkenti Madrid için “sürdürülebilir hareket planı”nda ise 500 dönümlük bir alan araba trafiğine kapatılıyor. Şehre otomobille girmeye çalışan sürücüler 100 dolar ceza ödeyecek ve karbon salınımı fazla olan araçlar daha fazla park ücreti ödeyecek.

Continue reading

Arjantinli Bisikletli Gezgin Julian’ın gözünden Sakarya

Hepimiz yaşadığımız şehrin, semtin, mahallenin iyi ve kötü yanlarını biliriz. Biliriz de insan alışkanlık haline getirdiği birçok kötü durumu artık görmezden gelir. O durumlara karşı çeşitli davranışlar geliştirir.
Bir başkasının gözünden yaşanılan şehri dinlemek farklı bakış açılarını ve karşılaştırmaları da beraberinde getiriyor. Geçen hafta e-postama gelmiş bir mailde Arjantin’den İran’a pedal çeviren Julian, Sakarya’ya geleceğini ve bizde kalıp kalamayacağını sordu.

Bisiklet Evimizde misafirlerimiz için hazırladığımız odamızda Ocak ayında Kuzey Kore’den Han gelmişti ve ardından Bilecik’ten üç genç arkadaşı misafir etmiştik.

Julian, Avrupa’nın bazı kentlerine bisikletiyle ulaşmış, bisikletli seyyahlığı benimsemiş bir bisiklet tutkunu. Çarşamba günü İznik’te kaldığı misafirlerinden yola çıkıp Sakarya’ya doğru pedal çevirdi ve evimize ulaştı.
O akşam, üyelerimizin kurduğu Kitap Kulübü’nün toplantısı vardı. O arada misafirimizin karnını doyurduk ve kuzine başında dinlendirdik. Bisikletle dünya turu yapmış olan Juliana Buhrin’in Rüzgara Karşı kitabının değerlendirilmesini yaptıktan sonra okunacak yeni kitap belirlendi ve toplantı sona erdi.

Continue reading

Murat Atalay…

İnsan ömrünün bazı noktalarında artık geri dönüşsüz anlar olur…
Daha küçük bir çocukken, Hakan abimle birlikte aldığımız Kemalettin Tuğcu kitaplarını bir erik ağacının dalında okurken evden annem seslendi. Bahar ayının büyüttüğü otların arasından yanına koşup gittim, merhum Sercihan halamın oğlu Hakan abimin haberiyle orada gökyüzüyle yeryüzü arasına sığamamıştım…
Geçen yıl askerde annem aradı. Amcan hasta oğlum dedi… Daha da üç ay varken tezkereye uyuyabildiğim geceler sayılıdır. Neyi, nasıl tarif edeyim. O Ankara’ya sığamadım.
Depremden sonra Gölkent’teki dede evimizde bazı geceler korkar uyuyamazdım. Gece alt katta uyuyan amcamın yanına giderdim. Telkin eder, sarılır uyuturdu.
Eşsiz bir güven ve huzurunu, daha o yaşlardan bugüne değin ömrüm boyunca her an ve her yerde hissettim, O’nun varlığının verdiği onur ve şerefle yaşadım.
İnsanlara böylesine dokunabilen, her hareketi her davranışı bir ders niteliğinde olan, memleketin neresine gidersem gideyim büyük bir gönül dostu ile karşılaştığım…
Gençlik cehaletiyle elbette hatalarımız oldu. Kaç defa aldın karşına bıkmadan konuştun, yol yordam gösterdin, hizaya getirdin. Okuyun, okuyun, okuyun demekten, biz okuyalım, doğru, delikanlı, memlekete faydalı insanlar olalım diye elinden ne geliyorsa yapmaktan bir saniye bile ödün vermedin. Ne zaman bir çıkmaza girsem, aklım yetmese, “amca nasıl yapayım” diye sorunca muhakkak bir yolunu gösterdin. Gerekirse yolu sen açtın.
Senin bu dünyaya, insanlara, memlekete kattıklarını anlatmaya kalkışsam buna kelimeler yetmeyecek.
Amcaya “baba yarısı” derler ya, sen, abiliğini, arkadaşlığını, amcalığını ödenemez bir hak ile fazlasıyla yaptın.
Biz de her şeyi vasiyet ettiğin gibi yaptık. Üç oğlun başucunda hep birlikte kelime-i şahadet getirerek ruhunu teslim ettin.
Şimdi bana, bize düşen; senin tırnağın kadar olabilmek, senin dostlarına dostluk yapmak, değerlerini, emanetlerini cansiparane koruyup kollamaktır. Bu acı günümüzde yanımızda olan tüm eş, dost ve akrabalarımızı bir kez daha bilmek ve birbirimize sahip çıkmaktır.
Sen şimdi orada çok sevdiğin Hakan abimle, ömrün boyunca anlattığın ve hatırasını yaşattığın Rauf dedem ile buluştun. Telaş etme, üzülme hepimiz geleceğiz.
Allah’ım seni Peygamber efendimize komşu eylesin.
Biz senden razıyız, Allah da senden razı olsun.

© 2020 Velespitopya

Theme by Anders NorenUp ↑