Bisikletlilerin Medyayla İmtihanı: “1-Bisiklet Vasıta Sayılsın 2- Trafikte Serseri Mayın Gibi Dolaşıyorlar”

Toplumumuz gaf yapmaya da duymaya da alışık. Peki bazı sözler gerçekten gaf mı? Söylenmek istenen ile ortaya çıkan cümle, aynı anlamda mı?
Bisiklet camiasında iki haftadır tartışmalar aldı yürüdü… Bir demeç, kaç farklı yönden anlaşılabilir? Kaç farklı açıdan değerlendirilebilir bunları yaşadık, gördük.
Havaların ısınması ve sezonun açılmasıyla birlikte hem bisikletli trafiği artış gösterdi hem de bisiklet yarışları il il düzenlenmeye başladı. Nihayetinde, dikkatsiz, bilinçsiz sürücüler sebebiyle antreman yapan sporcular, ulaşımını sağlayan bisikletlilerin kazaya karışma oranı da bununla birlikte maalesef artmaya devam ediyor.
Bisikletlilerin trafikte var olma mücadelesi, farkındalık çabası devam ederken bir ayda 11 bisikletlinin kazalarda hayatını kaybetmesi, bisiklet sevdalılarını sarstı.
.
.
.
.
.

.
.
.
.
Bazı gazetelerin manşetten verdiği bu durum, büyük eleştirilere sebep oldu. Bisikletliler daha fazla yol daha fazla saygı beklediği işte tam bu noktada verilen kontrolsüz demeçler, sansasyonları da beraberinde getirdi. Esasında demeç içerikleri, söylenenler doğru ve bisikletliler için yapıcı ifadelere sahip olmalarına rağmen haberlerin sunuş tarzı, başlıklar ve ele alınış biçimi haklı eleştirilere sebep oldu. Eski bir basın danışmanı, muhabir ve Yüksek Lisansını Halkla İlişkiler üzerine yapmış bir İletişimci olarak tüm bunları kısaca ele almak, sonuca bağlama isteği, beni bu yazıyı yazmaya itti.

“BİSİKLET VASITA SAYILSIN”

Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Erol Küçükbakırcı: “Hata, kazaya karışan otomobil sürücülerindedir. Bisikleti vasıta olarak görmüyorlar. Sporcularımız emniyet şeridinde gitmesine rağmen kazaya kurban gidiyor. Geçen hafta Gaziantep’te bir bisikletçimiz öldü. Keza Ankara, İzmir, Bursa gibi birçok ilimizde ölümlü kazalar meydana geldi. Bunlarla ilgili Bakanlığımızdan müsade alarak temmuz ayı içerisinde bir farkındalık projesi yapmayı düşünüyoruz. Tüm illerde aynı anda bunu gündeme getirmeyi planlıyoruz. Farkındalıktan kastımız ‘Bisiklet de vasıta olarak sayılsın.’ demek. Başka bir düşüncemiz yok. ”

Bu haber, “Bisiklet Vasıta Sayılsın” başlığı adı altında servis edildi..
 Yahu, bisiklet zaten kanunla belirlenmiş şekliyle motorsuz bir vasıta/taşıt. Bunu başkan da biliyor ve üzerine kampanya yapacaklarını belirtiyor. Bununla ilgili kampanya yürüteceklerini belirtip farkındalık oluşturacağı söyleyen Başkanın sözü, Bisiklet Vasıta Olarak Sayılsın başlığı altında verilirse, al sana mis gibi kriz. Başkan bisikletin vasıta olduğunu bilmiyor mu, nasıl bilmiyor… Başlığa bakıp okumadan sosyal medya linci yapmak ise, başka bir boyut. İyi niyet ve büyük emekler verilen çalışmaları, bir haber başlığıyla at çöpe gitsin. Oysa, başkan bisikletin Vasıta olduğunu bilmiyor mu, pekala biliyor. İyi de bu sorunun sorumlusu şimdi kim olacak?
“BİSİKLETLİLER SERSERİ MAYIN GİBİ TRAFİĞİN İÇİNDE DOLAŞIYOR “
 Bu cümleyi bir bisiklet derneği başkanının söyleme şansı var mı?
Eğer demeç, algıları değerlendirilmeden yapılırsa büyük ihtimalle var.  Yanlış anlaşılmalara, başka yönlere çekme olasılığı çok yüksek deyim yerindeyse havada kalabilecek cümleler kurmak, hele ki ölüm haberinin içinde belirtmek, duygu durumu negatif olan bisiklet sevdalıları için oldukça büyük tepkiyi doğurdu.
 Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz, gazeteye verdiği demeçte,  “Türkiye’de yüksek bir trafik kazası oranı var. bunu azaltmanın yolu, genel olarak trafik kazalarını azaltmak. Bisikletlilere düşen görev, kurallara uymaları dışında görünür olacakları şekilde giyinmeleri. Bizim de ‘görünür ol, güvende ol’ diye bir kampanyamız var. Bisiklet sürücülerinin gündüz fosforlu sarı yelek, gece de reflektif malzemeli kıyafetler giymesi gerekiyor. Bisikletin üzerinde yansıtıcı malzeme olması yasal zorunluluk. bunu yapmayan arkadaşlar, serseri mayın gibi trafiğin içinde dolaşıyor. Sorumluluklarımızın farkında olmalıyız. Aslında bu trafik canavarlarını biz yaratıyoruz. Vatandaşlarımızı gerekli yetkinliğe getirmiyoruz. Bisiklet kullanmayan insanlar da empati yapamıyor. Şehirlerde güvenli bisiklet kullanımı için gerekli yolların olmaması da ayrı bir sorun.”
 Burada, ne hayatını kaybedenler için tek bir cümle söylemiş ne de hayatını kaybeden bisikletlilerin hatalı olduğunu beyan etmiş. Söylem, öyle bir boyuta geldi/getirildi ki, sanki hayatını kaybedenlere söylenmiş gibi algı oluştu/oluşturuldu.
Bisikletliler serseri mayın gibi trafiğin içinde dolaşıyor cümlesini, kanunla belirlenmiş olmasına rağmen hiçbir önlem almadan trafiği ve en başta kendisini riske atan, her araç gibi aynı sorumlulukta hareket etmeyen bisikletlilere söylenmiş olduğu okuyunca anlaşılabildiği gibi bu söylemi farklı bir noktaya getirebilmek de gayet olağan.
Böyle bir haberin içerisinde bisikletlilerin sorumluluklarını hatırlatmak bir fırsat olduğu gibi ciddi eleştirilere de kapıyı açıyor. Sosyal medya gruplarında haklı yüzlerce eleştiriyi okudum.
Murat Suyabatmaz, kişisel hesabından kazalardan dolayı ne kadar üzgün olduğunu belirten bir açıklama da yaptı.  Buna rağmen bir ölüm haberiyle birlikte bunu gündeme getirmek ve bisikletlilerin kurallara uyması gerekliliğine dikkat çekmenin yanlış algılar sebep olacağı o an düşünüldü mü, değerlendirildi mi?  Murat beye sorduğumda, çok ani bir röportaj olduğunu ve değerlendirme fırsatı doğmadığını söylüyor.  Söyleminin bazı noktalarının çarpıtıldığını da ekliyor.
Yoksa ömrünü bisiklete vermiş, bisikletlilerin birçok kazanımında başrol olmuş biri, kanunen doğru olsa dahi böyle bir algıya sebep olacak açıklamayı yapmak isteyeceğini kimse tahmin etmez sanıyorum.
 PEKİ, SORUN NEREDE?
Bisikletli yaşamı gün geçtikçe artan ülkemizde her gün yeni bir grup, dernek, kulüp daha kuruluyor. Bunların idari yapıları, yöneticileri ve bağlı üyelerini ilgilendirdiği gibi yaptıkları eylemler herkese açık ve eleştirilebilir durumda. Hele ki onlarca yıldır bu ülkeye bu kadar katkı sağlamış, eksik fazla emek vermiş olan bisikletle ilgili örgütler, verdiği demeçlerin sonuçlarını iyice gözlemlemeli buna göre yayınlanmasına ortak olmalı.
Şu son zamanda yaşanan iki haberdeki sorunlar ele alındığında Türkiye’de en köklü ve kurumsallaşması beklenen Türkiye Bisiklet Federasyonu ve Bisikletliler Derneği’nin basın-medya yönetiminin gözden geçirilmesi gerektiği açıkça ortaya çıkmıştır.
Kurumlar ve temsilcileri verdikleri demeçlerden sorumludurlar. Bu sebeple normal süreçte, demeç verilirken veya sonrasında haberin işleniş, sunuş biçimi yayın öncesinde kurum ile teyit edilmesi veya kurum yetkililerin gözden geçirmek adına bunu istemesi olağandır. Bu, basın özgürlüğüne müdahale değil, her iki taraf için olası yanlış anlaşılmaları, hatalı olabilecek beyanları karşılıklı olarak düzenlenmesidir. Elbette muhabir, bunu yapmak zorunda da değildir. Ayrıca muhabir, yukarıdaki örneklerde gözlemlenebileceği gibi bisikletlerin vasıta olarak sayıldığını kanunen bilmeyebilir. Yani, konuyla ilgili bilgisi kısıtlı olabilir. Verilecek demeçler, yayıncı ya da okuyucunun konuyu bilmediği varsayılarak betimlenir. Tabii bu durumun değişkenleri de var.
Açıklama yapan yetkili, söyleminin nereye gidebileceği düşünmekle mükelleftir. Bu sorumluluğu yerine getirilmesi için kurumların Basın, Halkla İlişkiler birimleri, komiteleri bulunur… Derneklerde gönüllü ekip ya da sorumlusu bulunuyor. Bu komiteler hem basın faaliyetlerini takip eder hem de olası riskleri gözlemler, manipülasyona, dezenformasyona karşı proaktif stratejiler geliştirir, önlemler alır, kriz anında reaktif müdahalelerde bulunur.
Bu iki örnekte de görüyoruz ki iyi niyetle yapıldığı belli olan açıklamalar maalesef sanki bisikletle hiç ilgisi olmayan kişiler tarafından söylenmiş gibi servis edilmiş, istenmeden bu şekilde bir algı oluşmuştur.
Her gün bir metre daha bisiklet yolu yapılsın, bisikletliye saygı ve bisikletli yaşam, kültür alanı çoğalsın, sportif manada başarılı olalım diye uğraş veren, hayatını buna adayan kişiler ve temsil ettikleri kurumlar, büyüyen bisiklet camiası için kurumlarında basınla ilgili istişare edebilecekleri yapıları oluşturmak, olası sansasyonları önlemek ihtiyacı açıkça ortada… Bisikletin ve bisikletli yaşamın gelişmesi adına bu ihtiyaç göz ardı edilemez durumda.
Mesaj, doğru zamanda, doğru yerde, doğru şekilde iletildiğinde başarılı, aksi halde zararlı oluyor… Yoksa, benzer haberleri daha çok görmeye, haberlere verilen sert tepkilere ve yetkililerin bu haberlerde “asıl” söylemek istediklerini sonra uzun uzun anlatmaya çalışmalarına daha çok şahit olacağız…
İnstagram
Facebook
Strava

1 Comment

  1. TUNCER SALİHOGLU

    çok anlamlı ve ciddi bi yapılanma gerektiren bir konu bana göre bisiklet ve bisikletciye yarar getirecek vede zorluklara sokacak bir sıfat kazandırmak oda dernekleşmek kulupleşmek yasallaşmak resmi bir huviyete sahip olmakla başlar lisans lı olmak klüp e baglı olmak dernekleşme faaliyetlerini resmileştirmek konfederasyon oluşturmakönümüzü acacaktır Tuncer SALİHOGLU

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2020 Velespitopya

Theme by Anders NorenUp ↑